T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
WEB SİTESİ GİZLİLİK VE ÇEREZ POLİTİKASI
Web sitemizi ziyaret edenlerin kişisel verilerini 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca işlemekte ve gizliliğini korumaktayız. Bu Web Sitesi Gizlilik ve Çerez Politikası ile ziyaretçilerin kişisel verilerinin işlenmesi, çerez politikası ve internet sitesi gizlilik ilkeleri belirlenmektedir.
Çerezler (cookies), küçük bilgileri saklayan küçük metin dosyalarıdır. Çerezler, ziyaret ettiğiniz internet siteleri tarafından, tarayıcılar aracılığıyla cihazınıza veya ağ sunucusuna depolanır. İnternet sitesi tarayıcınıza yüklendiğinde çerezler cihazınızda saklanır. Çerezler, internet sitesinin düzgün çalışmasını, daha güvenli hale getirilmesini, daha iyi kullanıcı deneyimi sunmasını sağlar. Oturum ve yerel depolama alanları da çerezlerle aynı amaç için kullanılır. İnternet sitemizde çerez bulunmamakta, oturum ve yerel depolama alanları çalışmaktadır.
Web sitemizin ziyaretçiler tarafından en verimli şekilde faydalanılması için çerezler kullanılmaktadır. Çerezler tercih edilmemesi halinde tarayıcı ayarlarından silinebilir ya da engellenebilir. Ancak bu web sitemizin performansını olumsuz etkileyebilir. Ziyaretçi tarayıcıdan çerez ayarlarını değiştirmediği sürece bu sitede çerez kullanımını kabul ettiği varsayılır.
Web sitemizi ziyaret etmeniz dolayısıyla elde edilen kişisel verileriniz aşağıda sıralanan amaçlarla T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından Kanun’un 5. ve 6. maddelerine uygun olarak işlenmektedir:
Web sitemizi ziyaret etmeniz dolayısıyla elde edilen kişisel verileriniz, kişisel verilerinizin işlenme amaçları doğrultusunda, iş ortaklarımıza, tedarikçilerimize kanunen yetkili kamu kurumlarına ve özel kişilere Kanun’un 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında aktarılabilmektedir.
Çerezler, ziyaret edilen internet siteleri tarafından tarayıcılar aracılığıyla cihaza veya ağ sunucusuna depolanan küçük metin dosyalarıdır. Web sitemiz ziyaret edildiğinde, kişisel verilerin saklanması için herhangi bir çerez kullanılmamaktadır.
Web sitemiz birinci ve üçüncü taraf çerezleri kullanır. Birinci taraf çerezleri çoğunlukla web sitesinin doğru şekilde çalışması için gereklidir, kişisel verilerinizi tutmazlar. Üçüncü taraf çerezleri, web sitemizin performansını, etkileşimini, güvenliğini, reklamları ve sonucunda daha iyi bir hizmet sunmak için kullanılır. Kullanıcı deneyimi ve web sitemizle gelecekteki etkileşimleri hızlandırmaya yardımcı olur. Bu kapsamda çerezler;
İşlevsel: Bunlar, web sitemizdeki bazı önemli olmayan işlevlere yardımcı olan çerezlerdir. Bu işlevler arasında videolar gibi içerik yerleştirme veya web sitesindeki içerikleri sosyal medya platformlarında paylaşma yer alır.
|
Oturum Çerezleri (Session Cookies) |
Oturum çerezleri ziyaretçilerimizin web sitemizi ziyaretleri süresince kullanılan, tarayıcı kapatıldıktan sonra silinen geçici çerezlerdir. Amacı ziyaretiniz süresince İnternet Sitesinin düzgün bir biçimde çalışmasının teminini sağlamaktır. |
Web sitemizde çerez kullanılmasının başlıca amaçları aşağıda sıralanmaktadır:
Farklı tarayıcılar web siteleri tarafından kullanılan çerezleri engellemek ve silmek için farklı yöntemler sunar. Çerezleri engellemek / silmek için tarayıcı ayarları değiştirilmelidir. Tanımlama bilgilerinin nasıl yönetileceği ve silineceği hakkında daha fazla bilgi edinmek için www.allaboutcookies.org adresi ziyaret edilebilir. Ziyaretçi, tarayıcı ayarlarını değiştirerek çerezlere ilişkin tercihlerini kişiselleştirme imkânına sahiptir.
Kanunun ilgili kişinin haklarını düzenleyen 11 inci maddesi kapsamındaki talepleri, Politika’da düzenlendiği şekilde, ayrıntısını Bakanlığımıza ileterek yapabilir. Talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde başvuruları ücretsiz olarak sonuçlandırılır; ancak işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenecek tarifeye göre ücret talep edilebilir.
Valimiz Önder BAKAN, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı ile Demokrasi Nöbetine katıldı. Yavuz Selim Meydanında gerçekleştirilen programda ayrıca Garnizon Komutanı Tuğg. Kemal Çakıroğlu, Amasya Belediye Başkanı Av. Turgay Sevindi, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, protokol üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlarımız yer aldı.
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında ilk olarak Valimiz, İl Protokolü’müz, vatandaşlarımız ve gençlerimizin katılımıyla, Sultan Bayezid Cami önünden başlayan, Ziya Paşa Bulvarı boyunca devam eden ve Yavuz Selim Meydanında son bulan ‘Milli İrade Yürüyüşü’ gerçekleştirildi.
Daha sonra Yavuz Selim Meydanındaki 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü 10. Yıl Programı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendinin Milletimize seslenişiyle başladı. Sayın Cumhurbaşkanımız hitaplarında şunları ifade etti: “Aziz Milletim, Milliyetçi Hareket Partisi'nin değerli Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin kıymetli genel başkanları, şehitlerimizin muhterem yakınları, kahraman gazilerimiz, sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10'uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçesi'nde sizlerle bir aradayız. 'İrade bizim, zafer bizim' diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize 'hoş geldiniz' diyor, şükranlarımı sunuyorum.
Sizlerin vasıtasıyla 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşıma, farklı platformlar üzerinden bizleri takip eden vatan ve bayrak sevdalısı tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.
Sözlerimin hemen başında, o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yad ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah'tan gani gani rahmet diliyorum.
O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammedîler özgürce yankılansın, devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.
Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babalar bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı, helikopter ve F-16'lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, 'İman varsa imkân da vardır' dediler. Biz seferle mükellefiz, zafer Allah'tandır dediler.
'Bu ülkeyi ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz' dediler. Hani şair diyor ya; "Tarihin dilinden düşmez bu destan.
Nehirler gazidir, dağlar kahraman.
Her taşı yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir."
İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler. Vatanımızın ebedi varlık mühürleri olan bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum.
Yine burada, 15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına; jandarması, polisi, özel harekatçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize; ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum.
"İstiklal Savaşı'nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük."
O gece, İstiklal Savaşı'nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece, asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece, göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik.
O gece, emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine; 'Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım' dedik. Buradan aziz milletimi bir kez daha tebrik ediyor, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğumu, kıvanç duyduğumu tekrar ifade ediyorum.
Şunu lütfen unutmayınız; ihanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar. Tarih boyunca bu millete, bu devlete ihanet edenlere baktığınızda, karşınızda ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünü görürsünüz.
Bunlardan hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında milli ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir.
"Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar."
Şimdi bakınız değerli kardeşlerim; FETÖ'cüler Ankara'da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekat Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı, TRT ve TÜRKSAT'ımızı hedef aldılar. İstanbul'da, ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar. Marmaris'te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar.
"Ankara'da 149 kardeşimizi şehit verdik."
15 Temmuz gecesi sadece Ankara'da 149 kardeşimizi şehit verdik. 1508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız; tankların, helikopterlerin, F-16'ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere 'Emniyet binasını vurun' diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda, 7'si emniyet mensubu, 6'sı sivil olmak üzere toplam 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.
Şehitlerimizin hepsinin ayrı bir destanı var. O gece şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikayesi var. Özellikle yarınlarımızın teminatı gençlerimiz için, bu hikayelerden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgili gençler, bakın o gece burada şehit düşen vatan evlatlarından biri Polis Memuru Varol Tosun kardeşimizdi. Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu: 'Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?' Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu: “Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.”
Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına 'Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum' demişti. Annesine 'Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?' demişti. Babasına 'Ben şehit olmaya gidiyorum, çocuklarım size emanet' diyerek evden fırlamıştı. Yolda 'Nereye gidiyorsun?' diye soranlara 'Benim safım belli, ben Hakk'ın safındayım, namusumu korumaya gidiyorum' diyordu.
Polis Memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.
Volkan Canöz kardeşimiz 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ'cüler tarafından katledildi. Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da emniyet teşkilatımız mensubu olan Polis Memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında, gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit Emniyet Amirimiz Cüneyt Bursa 37 yaşındaydı.
253 şehidimizin tamamının, 2737 gazimizin her birinin daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabbim askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri Liva-ül Hamd sancağı altında kendileriyle haşrü cem eylesin diliyorum.
Aziz kardeşlerim; genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır. Davetimize icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkan tüm kardeşlerimden razı olsun.
Çok acı çektik, çok canımız yandı. Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden, Cenab-ı Allah'ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik.
Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için Yüce Allah'a niyazda bulundular. O gece 'Türkiye'ye zeval gelmesin' diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.
"Biz İstiklal Marşı 'Korkma' ile başlayan bir milletiz."
Bakınız burada, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum; özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum: İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.
Şunu herkes bilsin ki, biz İstiklal Marşı 'Korkma' ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegane millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz.
"Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Kudüs'ün masum çocukları bizi izliyor."
Gazze'den Lübnan'a, Somali'den Suriye'ye, Arakan'dan Sudan'a nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz.
Müslüman Türk'ün yolunu gözleyenlere tüm imkanlarımızla destek olmaya devam edeceğiz. Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum; 10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor.
Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Kudüs'ün masum çocukları bizi izliyor. Ortadoğu'dan Balkanlar'a, Kafkasya'dan Afrika'ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye'ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah'ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız. Birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak, inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
"Bu milletin hafızası bin yıllara saridir."
Kıymetli kardeşlerim; bu milletin hafızası güçlüdür. Bu milletin hafızası bin yıllara saridir. Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren terörist başlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri de alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak.
Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim; her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrası FETÖ'nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece, FETÖ'yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ'yle mücadeleyi, hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz.
FETÖ'nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz. Nitekim emniyetimiz ve yargımız, aynı şekilde istihbarat birimlerimiz tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ediyor. Bu süreçte suçlu ve suçsuz aralarındaki ayrıma azami dikkat gösteriliyor.
"Bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz."
Yurt dışından örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerimiz devam ediyor. Türkiye Maarif Vakfımız, dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza atıyor. Örgütün ülkemiz içinde meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmiyoruz. FETÖ'nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ediyoruz. Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkemize iadesi için yoğun çaba harcıyoruz. En büyük özelliği, kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz.
Öte yandan Türkiye'ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gerekeni yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye'nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse, çok net söylüyorum; bunun da hesabını adalete verecektir.
"Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir."
Gelinen noktada herkes şunu görmelidir: Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye'ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır.
Ben inanıyorum ki Allah'ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yeni Kapı ruhu diri olduğu sürece evvelallah Türkiye'nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millet uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak.
İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, milli iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükümete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek.
Rabbim her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun diyorum. Rabbim bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın diyorum. 15 Temmuz'da ebedi aleme uğurladığımız 253 şehidimizi bir kere daha kemal-i hürmetle yad ediyor, gazilerimize bereketli ömürler diliyorum.
"10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim" anma programımızı teşrif eden siz kıymetli kardeşlerime teşekkür ediyor, dünyanın farklı ülkelerinde şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Gününüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanımızın konuşmalarının ardından Saygı Duruşunda bulunulması, İstiklâl Marşı’mızın okunması ve Kuran-ı Kerim tilavetiyle devam eden programda; “15 Temmuz Şehitleri Sancak Koşusu’na” katılan gençlerimiz tarafından bağımsızlığımızın sembolü olan Şanlı Bayrağımız, Valimiz Önder Bakan’a teslim edildi.
Sonrasında ise protokol konuşmaları gerçekleştirildi. Programda konuşan Amasya Belediye Başkanı Av. Turgay Sevindi, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. Yılında, demokrasimize ve milli iradeye vurulmak isteyen darbeyi bir kez daha telin ederek, bu kutlu mücadelede şehadete yürüyen Kahramanlarımızı rahmet ve minnetle andı.
Yavuz Selim Meydanını dolduran Amasyalılara hitap eden Valimiz Önder Bakan ise halkımızın 15 Temmuz Demokrasi ve Mili Birlik Günü’nü kutlayarak başladığı konuşmasında şunları ifade etti: “Aziz Şehitlerimizin Kıymetli Aileleri, Fedakâr Gazilerimiz, Saygıdeğer Misafirler, Kıymetli Çalışma Arkadaşlarım, Hanımefendiler, Beyefendiler, Sevgili Gençler, basınımızın güzide mensupları, sizleri sevgi, saygı ve muhabbetle Selamlıyorum.
Bugün 15 Temmuz.
Yüce Rabbimizin yardımı, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği altında, Devletimizin dirayeti, Aziz Milletimizin cesaretiyle küresel şer odaklarına ve onların taşeronluğunu yapan hain FETÖ terör örgütüne karşı elde ettiğimiz, destansı zaferimizin yıl dönümü.
Köklü tarihinde birçok kez ihanete uğrayan necip milletimiz, bundan tam 10 yıl önce, bu ihanetlerin en ağırlarından birini yaşadı. Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz Gecesi, vatan için canını vermeye her daim hazır olan Aziz Vatanımızın öz evlatları sayesinde çok şükür bu ihaneti bertaraf ettik. Bugün milletçe, bu ihanete geçit vermeyerek kazandığımız destansı zaferin gururunu hep birlikte yaşıyoruz.
15 Temmuz 2016 günü, milletin silahları ile silahlanmış FETÖ’cü hainler, istiklal ve istikbalimize darbe vurmak, Türkiye’mizi bölüp parçalayarak terör örgütlerinin barınağı yapmak, uluslararası müdahalelere açık hale getirmek için, halkın iradesine darbe girişiminde bulunmuşlardır.
Sinsice devletimizin içine sızan, Milletimizin inancı ile milli ve manevi değerlerini istismar ederek aldatan bu hain örgüt, Ülkemizi ele geçirmek için her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplamış, ancak ezelden beri hür yaşayan Milletimizin cesaretini, ferasetini, birlik ve beraberliğe olan inancı ile istiklâline olan düşkünlüğünü hesaplayamamıştır.
O gün Türkiye Yüzyılı’nın Mimarı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN Beyefendi’nin çağrısıyla Yüce Milletimiz hiç tereddüt etmeden inanç, azim ve kararlılıkla; tankın, tüfeğin, helikopterin, darbeci hainlerin karşısına geçerek göğsünü siper etmiştir.
O Gece verdiği mücadele ile kendi iradesini, demokrasimizi ve geleceğimizi yok etmek amacıyla darbeye teşebbüs eden; devlet kurumlarımızın içinde yuvalanarak, milletin parasıyla alınan silahları; milletin adamı olan Cumhurbaşkanımıza, milletin evi olan Cumhurbaşkanlığı Külliyemize ve milli iradenin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisimize ve Aziz Milletimize karşı kullanma cüretinde bulunan bu vatan hainlerinin hevesleri kursaklarında kalmıştır.
Sonu aydınlık olan o karanlık gecede, 253 vatandaşımız Şehit, 2.740 vatandaşımız ise Gazi olmuştur. Bu Millet FETÖ ihanetini asla unutmayacaktır. Bu hainler Türk Adaletince hak ettikleri cezalara çarptırılmış ve şuan yaptıklarının bedellerini ödemektedirler.
Güçlü Devletimiz sadece yurt içinde değil, dünyanın en ücra köşelerinde dahi olsalar mücadelesini sürdürmekte ve yaptıkları ihanetin bedelini ödetmek üzere adalete teslim ederek, vatanımıza göz dikenlerin yaptıklarının asla yanına kalmayacağını dosta düşmana bir kez daha göstermiştir. Bu büyük ihanetin ardından Devletimiz, 10 yıllık süreçte güçlü ordusuyla birçok başarılı operasyon gerçekleştirmiştir.
Bugün savunma sanayiinde %82 yerlilik oranına ulaşarak, yerli ve milli imkânları ile günümüz yapay zeka teknolojisini de kullanarak kendi İHA ve SİHA’larını, savaş gemilerini, denizaltılarını, uydularını ve her türlü askeri ve sivil teknolojiyi geliştiren ve üreten bir konuma gelmiştir.
Bugün artık, askeriyle siviliyle Ülkemizin hak ve hukukunu koruyan bir Türkiye var. Başta sınırlarımız olmak üzere dünyanın dört bir yanında bu milletin haklarını koruyan, Dünyanın 20 Büyük ekonomisi arasında yer alan;
Neredeyse her ay ihracat rekorlarını tazeleyerek, kendisine 2053 ve 2071 gibi büyük hedefler koyup, içinde bulunduğumuz yüzyılı “Türkiye Yüzyılı” olarak adlandıran ve bu hedeflerine sırasıyla ulaşan bir konumda olduğunu son olarak geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleşen, NATO Zirvesi’nde tüm dünyaya net olarak göstermiştir.
Bizlere bu hedefleri koyarak neler yapabileceğimizi tekrar hatırlatan, 15 Temmuz 2016’da “Milletin iradesinin üzerinde başka bir irade tanımıyorum.” diyerek halkımızı sokağa davet edip, Vatanımıza sahip çıkmamızı sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bu çağrıya kulak veren tüm vatan evlatlarına şükranlarımı sunuyorum.
Milli iradeye, demokrasiye gönül verenler olarak, yarınların Türkiye’sini daha müreffeh kılmak için şanlı tarihimize altın harflerle “İRADE BİZİM, ZAFER BİZİM” diyerek yazdığımız “15 TEMMUZ DESTANI’NI”, “MİLLETİN ZAFERİ’Nİ” daima şerefle yâd edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken,doğduğundan beri istiklâline düşkün, ezelden beri hür yaşamış böylesine onurlu bir milletin ferdi olmaktan duyduğum gururu ifade ederek; geçmişten günümüze, vatanımız, bayrağımız, ezanımız ve mukaddesatımız için can veren tüm Şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, Kahraman Gazilerimize ise sağlık ve huzur dolu ömürler diliyor, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Rabbim, birlik ve beraberliğimizi daim kılsın. Vatanımıza ve Milletimize bir daha böylesine ağır ihanetler göstermesin.”
Valimizin hitaplarının ardından program, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü temalı kısa filmler, mehteran birliği ve semazen gösterileri ile devam etti.
Sonrasında ise kahramanlık türküleri ve ilahiler seslendirildi. Anma programı saat 00.13’de 10 yıl önce olduğu gibi hain darbe girişimine karşı Milletimizin bir araya gelmesinde etkili olan Salâların okunması ve yapılan dua ile son buldu.